"Bir kitap okudum ve hayatım değişti" diyemiyorum. Belki bir kadın sevdim ve hayatım değişti diyebilirim. Hatta derim ama yarım kalmış aşkın burukluğu çöker üzerime, bedenime. Nihayetinde aşk bu. Kavuşamayınca oluyor. Kavuşursan meşk oluyor. Ne doğru bir kelam. Ama zaman unutturuyor. Unutturmasa da aralara başkalarını serpiştiriyor.
İşte, Ingiltere'den ülkeme döneli an itibariyle 2 ay oluyor. Ne umutlarla geldim, yani hikayem resmen bavula tüm eşyalarımı koyup kariyer yapmaktı. Hem de istediğim bir kariyer. Ama insan ne garip, arkasında bıraktıklarını düşünüyor. Yarım kalan aşk gibi yarım kalan bir maceraydı Londra benim için. O yüzden doktora yapmak istiyorum belki. Ya da bana engel olan bazı fütursuz fikirlerin eter gibi uçarak bünyeyi ve vicdanı rahatlatması. Bilmiyorum ama ben de o kırmızı bardaklı partilerde hunharca eğlenmek istiyorum. Tarih, sosyoloji... Öyle bir konuda da uzman oldum mu. Ama bavulu açtık bir kere. Burada tutunmaya çalışıyoruz. Aslında tutunamayanlardanız. Ama bir uğraşı işte.
Haykırmalı, yeni hayatta eskilere yer yok diye. Yapabilir mi insan acaba? Aşkı unutabilir mi gerçekten. Yeni bir telefon, yeni bir iş, yeni bir şehir, yeni bir yer, yeni bir sevgili. Birkaçı elimde bakalım takımı tamamlayabilecek miyim? Tamam aşk sözün özü ama her şeyin de başı sağlık, huzur, para.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder